cicibebe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
cicibebe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Mart 2012 Salı

Bu Aralar Ben...


Malumunuz uzuuuuuuuun süredir görünmedim ben yine.. Hali hazırda duran postları bile yayınlayamadım o derece bir koşturmaca içerisindeydim.

Öncelikle en önemli haber olarak : yeni bir işe başladım :)

Çooook uzun süredir gönlüme göre bir iş arıyordum, tam çok da istemediğim başka bir işi kabul edecekken burası çıktı ve apar topar başladım.. Çok içime sindi, keyifle çalışıyorum.. İşe girdiğim günden bu yana yoğun bir tempo ile çalışma sebebimiz olan fuar ise nihayet yarın start alıyor! Heyecanlıyız :)

Onun dışında;


- Bol bol alışveriş yaptım. Ayakkabı orucum hala devam ediyor ama arada ufak kaçamaklar yapmama engel olmuyor :p

- Bol bol gezip eğlendim. Hatta 7 Aydır "tek bir haftasonu bile" evde durmadım diyebilirim! Beden yorulsa da sevdiceklerle birlikte olmanın verdiği keyif her şeyi unutturdu..

- Bol bol okudum.. Tam bir kitap kurdu oldum işsiz, evde geçen günlerimde..

- Bol bol film izledim, izlemedigim macera, aksiyon filmi kalmadı diyebilirim :)

- Arkadaşlar edindim, dostlardan (dost görünenlerden) vazgeçtim! Yara aldım, üzüldüm, ama insanlara bu kadar fazla güvenmemek gerektiğini "bir kere daha" gördüm :)

- Ailem için ne kadar değerli olduğumu ve onlar için tek konunun benim mutlulugum ve refahım olduğunu, her sıkıntımda, ne olursa olsun yanımda olduklarını ve olacaklarını bir kez daha anladım..

- Zamanla yarıştım! Kendime vakit ayıramadım bırakın etrafımı.. Dostlarımı zaman zaman ihmal ettim.. Özelli,kle işe başladıktan sonra resmi dairelerin vb 10 a kadar açık olmasını istedim :D

Daha bir çok şey oldu belki ama son olarak,


Dünyayı geziyorum postları çok yakında devam edecek, takipte kalın :p

Sevgiler..

:*

2 Ekim 2011 Pazar

Tamam Tamam Bu Kez Cidden Döndüm :)

Yazdı, tatildi, bozulan modemdi, değişen pc'ydi falan derken koca yazı yazmadan geçirdim görüyo musunuz? :(

Ama kararlıyım bu kez, acısını çıkarıcam en kısa zamanda :p

Önce yine kısa bi özet geçeyim :

* Çok gezdim, çok dolaştım, gezmelere doyamadım ve bu yüzden de hala geziyorum :))

* İş konusunda yeni bi sektör denemeye karar verdim ve gereken başvuruları yaptım, beklemedeyim..

* Ailemize yeni bir üye katıldı, minik bir labrador :)) Çok tatlı bebişimiz maaşallah :))

* Bu yazın en önemli dersi olarak, insanlarla arada hep bi güven mesafesi bırakmak gerektiğini öğrendim.. Çok da iyi oldu ;) Teşekkür ediyorum bütün kişiliksizlere ;)

* Ve son olarak, çokkk güzel bir gelişme daha var ama onu paylaşmama daha var :))

(melek smiley)

Sevgiler..
:*

26 Ağustos 2011 Cuma

Aaaa! Benim Bir Blogum Vardıııı! :)


Tam 1 ay olmuş bişiler yazmayalı.. Siz de hiç arayıp sormamışsınız zaten noldu bu kıza öldü mü kaldı mı diye!! :)

Gezmelerdeydim efendim.. Baltık ülkelerinde gönlümce keyif yaptım :)

Litvan katedrallerinde kilitli kaldım.. Leton yemeklerinden yiyip yiyip midemi mahvettim.. Eston kızlarına hayran kaldım, sinir oldum.. Baltık Denizinde feribotta bi fırtına atlattım ve bu sayede suratımın çizgi filmlerdeki gibi yeşil halini de gördüm.. Finlileri sevmedim, sevemedim.. Her yerde bol bol üşütüp, bol bol eğlenip, çokça fotoğraf çekip döndüm..

Yavaş yavaş paylaşırım artık onları da :)

Ama önce gezim boyunca yardımlarını aldıgım degerli insanlara bi teşekkür yazısı ile başlamak istiyorum..

Şimdilik hoşçakalın diyorum..

Sevgiler..

13 Temmuz 2011 Çarşamba

back to life...

bi buçuk hafta mı oldu? bilemiyorum ama bana asır gibi geliyor günler son zamanlarda..

yok dedim, olmaz böyle kabuğuna çekilmek.. bi yerden başlamak lazım..

karmaşık bi post olacak ama kısa kısa nottlar yazmak istiyorum.. dönüp baktıgımda bugün bi başlangıç olur belki.. :)

* Evet.. Acı bi tecrübe yaşadım.. Ben "biz"le ilgili çok farklı planlar yaparken, aslında onun "biz" olmadığını öğrendim.. Belki de olmak istemediğini.. Bilemiyorum.. Geçti gitti.. Geçiyo.. Geçecek..

* Kimin dost, kimin dost görünümlü, kimin yüz dostu, kimin ne olduğunu öğrendim..

* Gırgır makara zamanı susmayan telefonumun şarjının, sürekli kafa dagıtmak için saçma sapan oyun oynadıgım halde aslında 1 tam gün gidebildiğini öğrendim! :)

* Annelerin muhteşem bir kehanet yeteneğinin, bir ileri görüşünün olduğunu öğrendim! Bundan sonra 1 numaralı danışmanımsın annişkom :))

* Anne demişken, biz sevgisini çok belli eden bi anne kız olamadık hiç.. Bakış açıları farklı olan, zıt karakterler olduğumuz için çok sıkıfıkı dert ortağı da olamadık.. Onun alttan almalarıyla bugünlere geldik :p Ama ilk defa, beni gerçekten üzgün görmüş olacak ki, durup dururken sık sık sarıldığını, yanımda olduğunu gösterdiğini gördüm.. Canım annem benimmm <3

* Akrabaya, eşe dosta vakit ayırmanın güzelliğini, hayatın çok farklı sevgileri barındırdıgını ögrendim :) Mesela köpecik sevdim ilk kez :) dokundum :)) ama minnacıktı yaaa :))

* Günlerdir siyah giyindiğimi farkettim.. Daha doğrusu bi iş arkadaşım odama girip, "bu ne yaa sen renkli renkli giyinirdin, artık hep siyah giyiniyosun farkında mısın depresyona dogru gidiyosun diye kokruyorum" falan deyince acaba mı dedim.. Vermiş olduğu gazlarla 2 gündür yine siyahtan vazgeçmesem de pembe ve sarı aksesuar&ayakkabılarla renklendiriyorum kıyafetlerimi :)

* Abimin beni ne çok sevdiğini ve mutluluğumu düşündüğünü pekiştirdim :) Zira kendileri sıkıntılı ruh halime dayanamamış olup More Travelımız sponsorluğunda beni bi hafta tatile göndermeye karar vermiştir efenim :)) Facebook sayfamız için Tık Tık :)

* ve daha bir sürü şey :)

Hayat devam ediyor ve ben anladım ki ne olursa olsun hareketi seviyorum..

Önümde kocamaaaan bi hayat var ve ben onun bi kısmını yeniden şekillendirmek için sabırsızlanıyorum!



Güçlü ol Cicibebeeee! Verdim gazı kendime :)

Hepimiz için hayırlısı olsun..

Sevgiler..
:*

24 Haziran 2011 Cuma

Sözdü Nişandı Derken Verdik Gittiiiiiii...


Ne zor şeymiş kardeş evlendirmek yahu!

Tamam, iş güç yüzünden hazırlık aşamasında çok yanında olamadım ama esas zorlu kısım son günmüş azizim! :p

Geçen sonbahar şu yazımda nişanlandığını söylediğim Fıstık, geçen haftasonu evlendi!

Son ana kadar benim için her şey şaka gibiydi.. Çocuğuz biz yahu ne evlenmesi? Eğlenmeye gidiyoruz! modundaydım :)

Daha önceden gelin hamamı yapıldığı ve gelin kızımızın da finalleri henüz bittiği için kına gecesi yapmadık.. Ben yine de bi gün önceden giderek ön hazırlıklarına katkıda bulundum fıstığımın..

Esas zorlu maraton düğün günü sabahı başladı tabiiki! Gece erken yatamayan gelin kız (ve zavallı ben :p ) sabah damat beyin heyecandan uyuyamaması üzerine erken uyanmak zorunda kaldı.. Hazırlanılıp kuaföre gidildi..

Gelin kızımız kuaförümüze, makyözünün başarısından dolayı As Hasan Yoldaş olarak karar vermişti.. Açıkçası benim endişelerim duyduğum anda başlamıştı.. Zira Mügemmell Blogunun sahibi Sevgili Müge'nin şu yazısı oldukça yer etmişti beynimde ve şüpheliler listemdeydi Hasan Yoldaş.. Tabi bu endişemi normalin 900 kat üzerinde panik olabilecek arkadaşıma söylemedim :) Ama hep tetikteydim..

Bizi 10:30'da kuaför kapısına diken sevgili Hasan Yoldaş saat 14:00'te gelinimizin saçına başladı o da ayrı gerçi..

Beklemekten gerilen gelin kızı sakinleştirmenin yolu neyse ki çok yakındaydı :



bir bardak kahve :)

Bu sırada makyajlar da tamamlandı.. Serpil Hanım gerçekten işini iyi yapan bir makyöz.. Adını aklıma, kartını cüzdanıma iliştirdim :) Bilmeyen varsa, uzman tv'den makyajlarına bakabilir, sevgili Serpil İkiz..



Uzun ve stresli bir bekleyişin ardından Hasan Bey salonda göründü ve kızımız da biraz olsun rahatladı :)



Korktuğum olmadı, her şey çok güzel gitti, saç da içimize sinince doooğru yollandık gelinlikçiye.. Kuaföre yakın olduğu için orada giyinmeyi tercih etmişti gelin kızımız..



Gelinliğimizi de giyince kusursuz olduk! Cidden yani ennn yakın arkadaşım diye demiyorum, hiçbi kusur bulamadım :) Tütütü maaşallah diyorum Fıstığıma bi kere daha :)



Gelinlik giyilirken bir köşede gelin kızın converselerini gören cicibebe ne yapar? Hüzünlenir.. Ancak o zaman dank eder Fıstığın ciddi ciddi evlenmekte olduğu! Küçükken, taaa lise yıllarımızda, converseler yeni yeni yaygınlaşmaya başladığı dönemlerde kesin bir kararı vardı Fıstık'ın : gelinliğin altına topuklu falan giyemezdi! Kesinlikle beyaz converse giyecekti!!! Kokoş muyuz biz?! Aaaa ne ayıppp! :p





Bütün ayrıntılarımız hazır olunca, Nikah salonuna geçildi.. Önce Maltepe'de kuzuların nikahı kıyıldı, sonra düğüne geçilip göbecikler atıldı :) E tabi cicibebe de bu koşturmacanın ardından eve gelince 3 gün 3 gece yataklara serildi :) Yaa sormayın, o kadar koştur, gelin kızın nazını niyazını çek, damat bey'in stresine ortak ol, terle, klimada serinle, koştur, terle, rüzgar vursun serinle, oyna, tepin, terle, açık hava deniz kenarı serinle... Bünye mi dayanır? Yaz gribi oldum üzerinize afiyet, geçmiyor da günlerdir :(

"Hayır hayır kuzular size vicdan azabı çektirmek için yazmıyorum bunları! Yoo yoo balayınızı suçluluk duygusu içinde geçirmeniz için de yapmıyorum! :p Ayrıca ne işiniz var blogumda :p "

Peki cicibebe nasıldı? Son derece sadeydi..

Onlar erdi muratlarına, biz çıkalım kerevetlerine.. Gökten büssürü elmalar düşsün, hepsi de biz bekarların başlarına :p

Bir ömür boyu mutlu olun canlarım!

Sizi çok seviyorum!..


Not 1: Fotoları bilerek flulaştırdım, zira damatbeyoolumuz kafamı uçurabilir :p
Not 2: Fıstık'ın evleniyor olması değil beni üzeni zira damatbeyoolumuzu da çokkkk severim.. Ama büyümek hüzünlendiriyor insanı :)
Not 3: Ne saç, ne makyaj, düğün sonuna kadar bozulmadı!

Sevgiler..
:*

23 Mayıs 2011 Pazartesi

İyi ki Doğdummmm! Gördün mü Kocaman Oldummm! :))


Tam 24 sene önce bugün... Diye başlayan bi konusma yapmicam tabi :)

Ama niyeyse duyguluyum biraz :) yaşlılık hissi sanırım :)

Neyse.. Aklım karışık biraz bu aralar.. Ama bugün keyfimi hiç bisi kaciramayacak :))

Netice itibari ileeeeee;

İYİ Kİ DOĞDUM BEEEEN :))

10 Mayıs 2011 Salı

Naturköy Kaçamağı

Daha önce şu postumda ayrıntılı anlatmış olduğum Sapanca'daki Natürköy'deydik geçtiğimiz cumartesi..

O posttan sonra sevgili blogger arkadaşım Bayan Papatya her güneşli günde bana Natürköy'ü hatırlattı sağolsun ve nihayet geçen cumartesi birlikte gidebildik :))

Hava şansımıza çok güzeldi.. Can sıkıcı olaylar peşimi bırakmasa da güzel bi gün geçirdik :)


Israrla istenen (!) neffisss bir kahvaltı..


4 bir yanda şarıl şarıl şarıldayan serinletici sular :)


Kovalanan ördekler :))


Keyifle içilen, ah pardon servis ettirilen :p çaylar..

Ve daha bir sürü keyifli anı ile ayrıldık oradan..

Şimdi yeni yerler mi keşfetmeli? Yoksa Natürköy'e bıkana kadar mı gitmeli?

Gelecek postlarda cevabını hep birlikte göreceğiz sanırım :p

Sevgiler..
:*

29 Ocak 2011 Cumartesi

Ellerimin Yeni Hali...



İnanır mısınız? Artık bu halleri beni rahatsız etmiyor..

Çok kısa zamanda alıştım sanırım ama artık bu ellerle fincamı tutup kahvemi yudumlayabiliyorum.. Bi yandan da CNC izliyorum tabi :/

Sevgiler..
:*

29 Eylül 2010 Çarşamba

Duygusal Zamanlar :)


Geçtiğimiz pazar günü zaman zaman yazılarımda bahsettiğim Fıstığımı nişanladık!

Tammmm 15 sene olmuş dile kolay! (6 ilkögretim + 4 lise + 5 üniversite ve sonrası :) )
15 senedir mutluluğumuzu, sevincimizi, sıkıntımızı hep yanyana, omuz omuza yaşadık.. Çok şey paylaştık.. Zaman zaman üzüldük ama birlikteyken hep çok eğlendik..

Bizi birbirimize bu kadar bağlayan onun da tek çocuk olmasıydı belki bilemiyorum.. Kardeş olduk birbirimize.. Canım kardeşim şimdi evlilik yolunda bi adım attı ve nişanlandı.. Başkası olsa duygusallaşmanın yanında üzülürdüm de sanırım ama Bedo kardeşimi (nişanlısı:) ) de çok seviyorum, bu yüzden içim rahat :))

Kardeşlik vazifemi layıkıyla yerine getirmeye çalıştım ama umarım bir eksiğim kusurum olmamıştır bu özel günlerinde :)


Her şey çok güzeldi.. Mekan seçimi, düzenlemesi, ikramlar, konuklar :) vs.. Gelin adayı zaten süperdi söylemeye bile gerek yok! :) Damat da yakışıklı sayılırdı işte :p Dilerim yazgıları da kendileri gibi güzel olur..

Seviyorum sizi kardeşlerim :*

böhüüüü :'(

:))



sevgiler..

29 Ağustos 2010 Pazar

Ramazan Diyalogları vol1 :)


Malum.. İş gadını oldum olalı blogumu iyiiiiiice boşladım.. Arada sadece sizlerin bloglarına bi göz atıp kaçıyorum hemen ama dün arkadaşlarım arasında geçen bir diyalogu paylaşmadan edemeyeceğim :))

Ya gerçekten başarılılar ya da benim çok boş bi anıma geldi de çok güldüm : ))

Şimdi konu şu.. 2 genç arkadaşımız Ramazan ayında eğlence ve gece hayatına ara vermiş olup, ikisi de özlem çekmektedir.. İçlerindeki bu Özlem bakın onları nasıl bir diyaloga sürüklemiş dün :D

Taygun, Ankaralı ama Sakarya'da okuyan bir arkadaşımızdır.. Eğlenmeyi gezmeyi çok sever ki zaten biçok maceramızda yanımızda olmuştur kendileri :) Yaso zaten bizim Yaso :D Bilmeyenler için yapışık ikizim, telepati kardeşim, ev mutualistim :p Serkut da dış ses olsun :p



Her şey Taygun'un iletisine



Taygun X: sıkıntıdan patlamak ya


yazmasıyla başladı..Bunu gören Yaso duramadı ve yazdı :

o
Yasemin Y : me too..:((

o
Taygun X : nolcak bizim bu halimiz yasemin :///// cok işsizizzz :D

o
Serkut Z : yazamadan edemiycem taygun kafiyene hayran kaldım (Y)

o
Yasemin Y : eet yaa ...:((

nolcak bizim bu halimiz

kaldım buralarda çaresizz
anam arar her gün der sensiziz

böle de geçmez ki gecelerr sizsiz bizsiz eğlencesizz :p:p


o
Serkut Z : taygun seni solladı tebrikler yasemin :Pp :D

o
Yasemin Y : teşekkür ederiiiimmm =))
o
Taygun X :
yasemin sen yanlıs bolm secmişsin canım harcanıyosun valla ama benim kadar olman zor be ;)

Duvarları dovuyoruz sıkıntıdan

Millet koparken Bistrolardan

Oturalim evimizde bizde uslu uslu :/

Ne güzel çığırırdık "evli mutlu çocuklu" .... hahaha

o
Serkut Z : ahahah taygun son noktayı koydu :D

o
Yasemin Y : tabi cnm benm bi iddiaam yok zaten iim gibisinden... ölee yazdık işte bişiler ;)

ama geldi on bir ayın sultanı

Mevlam der ki aç evinde iftarını

boşver sen bistrosunu bellmanını

kaldı 13 gün dökmeye kurtlarını....=))


o
Serkut Z : ooooooooooooo sonu süper kaldı 13 gün kaldı dökmeye kurtları (Y)

o
Taygun X :
serkut olm sende ne provakator cıktın yahu :D Yasemin onunde saygıyla egiliyorum :))))

Sende haklısın tabiii dinlemeli mevlayı

Yoksa goruruz obur tarafta anyayi konyayı obama'yı

Lakin kurtlarmız fazla azdı zorluyor sabrımızın sınırlarını

Özledim ben sizi birde Tekilayı :))))

o
Serkut Z : obaaa :D provakatörllukten degıl gercekten cok başarılısınız takıldım ya :D

o
Yasemin Y :

girdi mi işin içine tekila
olur bnm kafa içmeden şimdi bak bi dünya
gece gece bozmak zorunda kalıoum sınırları zira

şeytana uyup da yapmasak bari bi hata :D:D:D


o
Taygun X : hahahaha sakın haaa aman diyim seni teşvikten gunahın %85,37 sini ben alırım :D:D

o
Yasemin Y :%99.9.....9 u seniin olur bee sorumluluk kabul etmiorum hep senin yüzünden heeeeeeeeeeeeeeeeeeeep=))

o
Taygun X : ne diyim valla o zmn sana afiyet olsun bana da allah affetsin diyim :D:D

o
Yasemin Y : ‎:D:D yok cnm yok merak etme ben seni bölee bii sorumluluk altında bırakmam senn günahların sana yeter zaten bi de bu kat kat girmesin araya şimdi :p dayanmaktan başka çare yok 2 hafta kadarcık daha :'(

o
Taygun X : haha eyv saol :D sabır sabır ^^



Bu da benden olsun madem :

Bilmezdim arkadaşlarımın bu yeteneğini
Taygun saçını tarar, Yaso giymiş eteğini,
Sabredin gençler 1 gün daha geçti gitti ama,
Pek sanmıyorum Yaso'nun dayanabileceğini

:))

Sevgiyle kalın :))


Not: foto, Yaso ben ve Taygun'u içerdiği için konulmuştur.. Diğer (en sağ) arkadaş sevgili Eray'ımız :)

15 Haziran 2010 Salı

Umudum Yarinlardaaaaa Taaaatiiiildeyiiimmm! :)

Uzanmişim kumsala
Güneş damlar icime
Kurumuş dudklarimda unutulmuş bir besteeeee
Yaşiyoruuuuum aaaaaheeesteeee :)

Dün ani bi kararla Yaso'yla kalkip yazliga geldik :) Daha sezon acilmamis ama yine de sabah uyanıp da şu manzara ile karşılaşmak mikeeeemmmeeeeellll :)))



Sonrasinda bi bardak buzzz gibi portakal suyumu alarak bi tarafimda deniz bi tarafimda tv-pc eşliğinde, denize inme vaktine kadar tembellik etmekse ayri bi keyif :)) Ayy kötü hissettim bakin simdi kendimi :) sanki özendiriyo gibiiiii :p

Aaaa kahvaltiyi hazirlamişlar arkadaşlar, gidip yiyim bari biraz hehehehe

Not: ne kadae neşeli bi post olmuş değil mi? :) ihtiyacım vardı..

11 Haziran 2010 Cuma

Annelere Minik Bi Uyarı!

Şu, her adım atıldığında viyk viyk öten ayakkabıları bebelerinize giydirmekten vazgeçin artık!!!

Çok ciddiyim!!

Yahu eskiden modifiye şahinlerden çıkan garip müziklerden rahatsız olurduk yolda yürürken.. Demin çarşıdan geldim, yemin ederim başım şişti sağa bakıyorum viyk viyk yola bakıyorum ciyk ciyk her yerden gelen bi plastik oyuncak sesi!!!

O minicik, masum, sevimli adımlara neden canice bakmama neden oluyorsunuz gerçekten anlayamıyorum!!!

Yapmayın bunu!! Plastik oyuncak alın bebenize, evinde öttürsün..

Lütfen!!



Not: bu kadar populer olan bir nesnenin fotosunu bulamadım nette nedense!

23 Mayıs 2010 Pazar

Closed !!


yazarımızın 40 gün 40 gece sürecek olan doğumgünü kutlamaları nedeniyle kapalıyız..

sevgiler..

:)

6 Mayıs 2010 Perşembe

"eskiler alırım eskiciiiiiiee"


-eskiciii?!
+buyur hanım abla

düşünülür... evde ne çok atılacak şey var kullanılmayan... balkonda duran dolap mesela... ama nasıl indirilir ki o şimdi aşağı?!... kazulet!! hani girerdik içine nefesimizi tutardık saklandıgımız yer belli olmasın diye... öyle büyüktü gözleri... içindeki çiviler üzerimizdekileri yırtardı zaman zaman gerci, ama olsun... sonradan daha çok sevecegim beyaz kazak mesela... iplerini çekmişti hep bi çivi... hani esraya ispanyol paça pantolon alındıgı zaman bana bulunamamıştı ya... kırılmiim diye annem de bana kazak almıştı... o işte... o zaman söyleyememiştim ama ben kazak istemiyodum ki... ispanyol paça kot pantolon istiyodum... patenlerle daha rahat oluyodu çünkü genişti ya paçaları... sahi patenlerimiz vardı... onları da vermeliyim belki eskiciye... atlı dedenin at arabasına tutunur güç harcamadan kayardık... kızardı ama olsun zevkliydi... hem kıyamazdı ki bize... bi de sis arabası vardı (sivrisinek ilacı sıkan araba değil)(sis arabası o!)... birbirimize çarpa çarpa koştururduk garip ama hoş kokulu dumanların arasında... hani bi keresinde düşmüştüm, dizim acımıştı... ama çok da acımamıştı, kalkmıştım... sonradan kaan'ın kardeşi söylemişti dizimin kanadığını... fb-gs maçı vardı o gün... dizimdeki taşı çıkarmaya çalışan hemşire ablanın "aa ama kocaman kız olmuşsun sen ağlamak yakışıyo mu hiç diimi amaa" demelerine aldırmazken, o an atılan galatasaray'ın golü şans eseri engellemişti hastaneyi ağlamaktan yıkmamı... o günden kalan dizimdeki büyük çirkin yara izi de çocukluğumdan bana hatıra işte..keşke her hatıra böyle masum olsa... ha eskici diyoduk...

-sağolasın eskici amca... unuttuğum, bi yerlere sıkışık kalmış geçmişimin, hatıralarımın, tebessümlerimin yerini hatırlattığın için... sağolasın...


Not: Bu yazı bana ait olan fakat geçmiş tarihli bir yazıdır.. İzinsiz kullanılmaması rica olunur :)

Sevgiler..

4 Mayıs 2010 Salı

Kültürel Faaliyetler 1 : Notre Dame'ın Kamburu

Yaklaşan yaz ile birlikte hareketli hayata adaptasyon çalışmalarına başladık :)

Bugün AKM'de Notre Dame Müzikali varmış..


Gözde Aney çağırdı, iyi dedim, gidelim.. Bütün kızlar toplaştık ve aneyin kapattığı (!) balkondan perdenin açılmasını bekleyekoyulduk.. Gözde'den daha önce bahsettim mi bilmiyorum ama anaç bir ruh taşıdığı için anne deriz ona :) Ben tabi aney :) Neyse.. Perde açıldı.. Amannn Taaanrıııımmm! O ne ihtişaaaammm! O ne şaaaşaaaaa!! Gözlerimizi alamadık perde kapanana kadar.. demeyi ne çok isterdim bilseniz..


Yine de insanları medeni cesaretlerinden dolayı tebrik etmek isteyerek daha fazla yorum yapmıyorum :p Emeğe saygı diyerek alkışlıyorum! Değişik bi aktivite oldu işte.. Devamı gelsin :)

Müzikal biter bitmez kendimizi dışarı zor attık ve kendimize gelme adına doooooğru sega'ya gittik.. Sega diyorum sürekli ama aslında kafenin adı Mono.. Ama sakarya'yı segafredo ile tanıştıran ilk yer olduğu için Sega diye kaldı adı kendi aramızda.. Kahve içecektik güya ama oturup da mönüyü elimize alınca unuttuk kahveyi nefis salata ve makarnalara gömüldük :) Yok yok laf değil, Mer. bi ara cidden gömüldü makarnaya, savaş verdi çatalda kalması için spagettinin :D Ben de ton balıklarını yakaladım, ayıkladım pişirdim falan zor iş oldu anlayacağınız.. Ama tüm bu zorluklara rağmen kaselerin dibini de gördük birbirimizin tabağına saldırma usulü ile :)

Yine güzel bir gündü..

Bahar şenlikleri başlıyormuş.. Artık gelirim her akşam bi konser değerlendirmesi ile :p

Şen kalın..

Sevgiler..

26 Nisan 2010 Pazartesi

*** MORE TRAVEL ***


TURİZM DANIŞMANINIZ MORE TRAVEL

More Travel, doğa ve kültür turları alanında profesyonel bir ekip ruhu,
kaliteli ve güvenilir hizmet sunma amacıyla kuruldu. More Travel, klasik turların yanında kişiye özel turlar,
şirketlere - gruplara - okullara yönelik organizasyonlar,
yoga ve meditasyon gezileri düzenleyen, TÜRSAB' a bağlı bir seyahat acentesidir.


Sizin bireysel ya da kurumsal turizm danışmanınızdır.




Sizelere, daha önce bahsetmediğime hayret ederek bu postu hazırlamaya karar verdim..

More Travel kişiye ve gruplara özel yurt içi ve yurt dışı turları ile, promosyon turları ve cruise gezileri ile, çok geniş bir kitleye hitap eden, kaliteli hizmet anlayışından ödün vermeyen, son derece profesyonel çalışan bir kuruluştur..

Dünyada keşfedilmeyi bekleyen tatil beldelerini araştırmak, yeni tatil trendlerini takip etmek ve en kaliteli hizmeti vermek için kurulmuştur.. Bu doğrultuda, yeni yeni keşfedilmeye başlanan Baltıklar Bölgesi'nde uzmanlaşarak, bizleri eşsiz kültürel yapıları, muhteşem mimarileri , göğe uzanan kuleleri, Arnavut kaldırımı sokaklara serpilmiş cafeleri, gece klüpleri ile ziyaretçilerini büyüleyen Orta Çağ şehirlerini görmeye davet etmektedir..

Anlattıklarım ve daha fazlası için buradan buyrun efendim :)

www.moretravel.com.tr


Sevgiler..

23 Nisan 2010 Cuma

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve ÇOCUK Bayramı



Aslında hevesle tıklamıştım yeni kayıt yazmak için.. Şarkı ile giriş yapacak, bütün çocukların bayramını içtenlikle kutlayacaktım.. Ama başlığı atar atmaz daldı gözlerim.. Bir sürü çocuk geldi gözümün önüne..

Tarladaydı biri.. Başında yazması, ayağında lastiği, alnından terler damlayan babasının arkasından tohum saçıyordu etrafına gülücük yerine...

Bir diğerinin kucağında bebek vardı.. Acıkan karnının gurultusunu bastırırcasına ağlarken, minicik, dayanıksız bacaklarına bakmadan onu sallıyordu az ilerde parktaki salıncak yerine..

Bir kadın giriyor içeri.. Üvey anneymiş meğer.. Kardeşini susturamadığı için bağırıyordu ona, tartaklıyordu.. Azar yiyordu kız çikolata yerine..

Sonra bi el uzandı önümde.. Kirli, yaralı, tırnakları pembiş ojeler yerine toza toprağa bulanmış bir avuç.. "Allah rızası için" diyordu, "eeen büyüük bayraaam bu bayraaam" diye haykırmak yerine..

Haydi buyrun, sevinin küçükler, ÖVÜNÜN BÜYÜKLER..



23 Nisan Hepimize Kutlu, Mutlu ve Umutlu Olsun!!!





Not: Ha bir de o google'ın bugünki logosu nedir öyle kardeşim? Bayram olduğunu bilmesem bu ne kabak falan koymuşlar derim yani.. Tasarım rezaleti.. cık cık cık..

15 Nisan 2010 Perşembe

"7 Numara" Şenliğinde Güzel Günler Hepinize :)


Günlerden bir gün, 7 numaralı ahşap evin üst katını Çevre Mühendisliği okuyan dört genç kız öğrenci tutar. Birbirlerini yurtta tanımışlar ve hemen kaynaşmışlardır. Dördü de Türkiye'nin dört büyük şehrinden, üniversite kazanarak İstanbul'a gelmişlerdir. Derken, Bakkal Vahit'in memleketteki ağabeylerinden ikisinin oğullarının da İstanbul'da üniversite kazanacağı tutar. Başka ağabeyinin oğlu da, aktör olma hayalleri peşinde amca oğullarının arasına karışır. Katıksız taşralı olan ve daha önce İstanbul'a dair hiçbir fikirleri olmayan bu üç delikanlı da, 7 numara'nın alt katına yerleşirler.
Dört şehirli genç kız ile üç köylü oğlan aynı çatıyı nasıl paylaşacaklardır? Birbirlerine hiç benzemeyen hayat tarzları nasıl uzlaşacaktır? Aralarındaki kaçınılmaz çatışmaya çözümler ararken, nasıl bir demokrasi sınavı vereceklerdir? Olaylar, duygusal bir komedi diliyle anlatılır.



Aaahhh ahh.. Ne güzel bi diziydi o.. İçten, saf ve eğlenceli :) Her bölümünü severek izledik ailecek.. Depremden sonraki sene miydi neydi.. Sonraki sene tekrarını verdiler sabahın köründe.. Onu da izledim aynı keyifle :))

Bu sabah, erken uyandım (nedenseeee!) (biri şu akşam9-sabah9 bedavalarını kaldırsa ya artık!) (:p) annecik kahvaltı hazırlamaktaydı.. Yardım ettim ve ailecek, yine 7 Numara eşliğinde güzel bir kahvaltı ettik.. Ordan geldi aklıma yani bu cici dizi yeniden.. TRT1'de sabahları veriliyormuş yine, babam yine izliyormuş meğer :))

Güne güzel başlamak ne güzel.. Ha bir de Ali bakkal Abi fuşya toplar getirmiş onları gördüm camdan bakarken..

Haftasonu piknik mi paklar bizi ne?!

Sevgiler.. :)

6 Nisan 2010 Salı

Adapazarı Deprem Kültür Müzesi


17 Ağustos 1999.. O uğursuz günü şimdi burda duygularımı aktara aktara anlatmayacağım.. (ki istesem 10 sene gecmesine rağmen burda hüngürt şakırt edebilirim hepinizi :p )

Depremden birkaç sene sonra bu müzeyi oluşturdular.. O'ndan bahsetmek istiyorum birazcık..

Depremden 2 sene sonra yapımına başlanılan bu müze binası, hukuki aksamalar nedeni ile 2004 senesinde ziyarete açılmıştır..


450 m²’lik kullanım alanına sahip olan binaya yıkık duvarlar ve eğik kolonlar ile göçük havası verilmiştir..


Duvarlarda deprem zamanlarına ait fotoğraf ve gazete haberleri sergilenmektedir..




Müzede, depremde yıkılan binaların yapım tekniği ile ilgili inşaat malzemeleri ve sismografın yanısıra, o korkunç geceye ait yer hareketleri de sergilenmektedir.. Bu çizgilerin normal hali, görülenden çoooook çok daha küçüktür.. (blogspot yazısındaki "o" ve "g" harfleri hizasında en ince yeri görünüyor, onun da 1/3 ü kadar) Sarsıntının şiddetini burdan da anlayabiliriz..


Müzenin bir bölümü makinelerle yapay sarsıntı oluşturulacak şekilde dizayn edilmiştir.. Bu sayede depremin etkisi gerçek eşyalarla izlenebilmektedir.. Sanal deprem platformunda 7.4 büyüklüğünde sarsıntının bir benzeri yaşatılır.. Ben, müze açıldığı zaman, platforma ilk çıktığımda baygınlık benzeri bi fenalık geçirmiştim.. İtiraf etmeliyim ki 17 Ağustos gecesi, depremi saniye saniye yaşayanlar için oldukça etkileyici bir alan..

Bu arada müzemiz, dünyadaki 4. Deprem Kültür Müzesi imiş.. Bunu da yeni öğrendim...

Dün cicikkuzenim ile önünden geçerken birden durup "Sen deprem müzesini gezdin mi bakiiimm?!" soruma "hayır" diye cevap alınca kolundan tuttuğum gibi içeri soktum.. Kendisi yaşamadı o depremi.. Şehrin bayaaa bi dışındaydı o sıralar.. Yaşatmak istedim o sarsıntıyı ona (nasıl bir caniysem?!) ama sistem kapalı imiş, çalışmıyordu platform..




Bu kısmı yeni eklemişler.. Son girdiğimde yoktu çünkü.. Hepsinde bir isim yazılı.. Aramızdalar hala..



Unutmayacağız... Unutturmayacağız...


Sevgiler..

5 Nisan 2010 Pazartesi

Ben Ben Ben :)

Sevgili Hedonist Queen'cim beni mimlemiş.. Teşekkür ediyorum burdan ona :)

Sorular varmış benimle ilgili.. Okuyunca tanıyacakmışsınız beni biraz daha..

Hadi bakalım başlayalım o zaman :)

İsminiz:
Özlem

Yaşınız:
22 bitmek üzere, yaşlanıyorum böhüüüü

Mesleğiniz:
Üniversite öğrencisiyim. Endüstri Mühendisliği okuyorum..

Boyunuz:
1.64 cm

Kilonuz:
70

Ayak Numaranız:
38,5

Şaç renginiz:
Kahverengi

Göz renginiz:
Açık kahverengi

En Beğendiğiniz Huyunuz:
İnsanlarla kolay iletişim kurabilirim..

Hiç Sevmediğiniz Huyunuz:
Zaman zaman gelen umursamazlık-umursamamazlık karmaşası.. Hayır umursanacak şey var umursanmayacak şey var, ayırt etsene bunları beyin!!

En Beğendiğiniz Yeriniz:
Kalbimi severim :) kocaman :))

Hiç Beğenmediğiniz Yeriniz:
Klasik cevap : Sağlıklıyım, mutluyum :) ama göbüş ve gıdı olmasa da olurdu :D

Çantanızda mutlaka ne bulunmalı:
Cüzdan(para ve kimlik içeren) ve anahtarlar ordusu

Çantanızda asla bulunmaz:
Sigara

Arabanızın Markası:
Ford Fiesta

Hayalinizdeki Araba:
Beverly Hills'teki arkasında havuz olan araba :D

En Sevdiğiniz Yemek:
"Taze" fasulye ile yapılmış taze fasulye :)

Hiç Sevmediğiniz Yemek:
Beyaz lahana ile yapılmış her tür yemek ve kırmızı et!

En Sevdiğiniz Hayvan:
fanus balıkları :)

En Korktuğunuz Hayvan:
Sürüngen ve böcekler

Kullandığınız Parfüm:
Givenchy Ange ou Démon(vazgeçilmezimmmmm!), Armani She (napiim demode ama seviyorummm!), thierry mugler Alien!!! Burberry Brit, Avon Wish of Love

Kullandığınız Cilt Bakım Ürünleri:
Clinique, Neutrogena

Hergün Mutlaka Yaparsınız:
Su içerim, çikolata yerim (maalesef), birileri veya bir şeyler için dua ederim..

Hergün Yapmayı İhmal Edersiniz:
Spor her bayan gibi :) ve ilaçlarımı düzenli içmek böhüüü

Karanlıktan Korkar mısınız?
Yer ve duruma bağlı.. Yattıgım odaya biraz da olsa ışık sızsın isterim, ama dış mekanda karanlığı hiç sevmem, evet korkarım..

Korkutmayı Sever misiniz?:
Sevmem.. korkutulmayı da hiç sevmem..

Giyim Tarzınız:
Spor, rahat ama şık.. Pasaklı isem anlayın ki günlerdir uykusuz ve yorgunumdur :) bkz: vize/final dönemleri

Asla Giymeyeceğiniz:
Yüksek belli veya arkası kapaklı cepli pantolonlar!

Cep Telefonunuzun Markası:
Nokia E71

Bilgisayarınızın Markası:
Samsung

En Sevdiğiniz Oyuncu:
Bu sorunun cevabı her dönem değişiyor :/

Benzetildiğiniz Oyuncu:
Eskiden Pınar Altuğ'a benzetilirdim şimdi de bikaç kişiden Bengü benzetmesi aldım :S Halbuki alakam yok bence :/

Film Çekilmek İstediğiniz Ünlü:
Matthew McConaughey :)

Tuttuğunuz Takım:
GS güya ama sözde :)

Hangi Dalda Sporcu Olmak İsterdiniz:
Tenis. Severek oynadım ama yarım kaldı :/

En Büyük Hayaliniz:
Okulu bitirmek şu an için :))) ve müstakbel mesleğimi gününbirinde sevebilmek :/

Gerçekleştirdiğiniz Hayal:
Yok öyle bi şey :p

Asla Yapmam Dediğiniz Çılgınlık:
Zarar vereceğine inandıgım her şey!

Yaparım Dediğiniz Çılgınlık:
Zarar vermeyecegine inandığım her şey :)


Ben de bu mimiiii Çatı Katı'na,
BaKuBuNa Çılgınlığı'na ve Moda,Makyaj,Güzellik'e gönderiyorum..

Kolay gelsin :)