24 Nisan 2012 Salı

Günün Ojesi : Pastel #61

Çoooook şeker bir şeker pembe kendileri..



Ben bu ojeyi bitanecik dostum Fıstıkım'ın düğünü için almıştım.. Elbisemin astarı ile tam tamına aynı renk idi :) Ama sonradan da çok severek kullandım ve bi şişeyi kurutup ikincisini aldığım nadir ojelerden oldu :)



Kalıcılığı iyi diyebilirim.. Bu kalıcılık olayını da kendime göre şöyle belirliyorum : benim tırnaklarımda oje, sabahtan akşama kadar uçlardan aşınır soyulur hemencik :( Eğer ilk günde bu olmuyorsa benim için kalıcılığı iyidir :)

Sevgiler :)

:*

20 Nisan 2012 Cuma

Almalı mı?

Bikaçyüz gündür bakıp bakıp çıkıyorum siteye..

Bu model bana hep, yazlık yerde, akşamüstü, saçlar hafif nemli, şort-tişört ikilisi ile incik boncuk tezgahlarını gezmeyi hatırlattı hep niyeyse..

Ama günlük hayatta topuklu (dolgu da olsa) pek tercih etmediğim için emin olamadım.. Haa, iğne topuk bile olsa yüksek topukla yürüme sorunum yoktur :) Ama bilemedim işte..

Fiyatı da son derece uygun..

Tereddütteyim..




Sizce almalı mı?..

Gezi Günlüğü Vol 5 : Portekiz

Baltık Yazı Dizisi ile başlayan gezi yazılarıma istemdışı (tembellikle alakalı :p ) uzun bir ara vermiştim ki bugün "hadi canlan da Portekizi de aradan çıkar cicibebe" dedim kendime :)

Öncelikle yine genel bilgi verelim biraz :) Genel Bilgi derken, aslında benim de çok bi bilgim yok bu kez.. Zira bikaç günlük, bi seminer için gidip, çok da gezemeden dönmüştüm..

Benim, Avrupa'nın en renkli başkentlerinden biri olan Lizbon, Porto ve Guarda'yı görme şansım oldu..

Portekiz, Akdeniz'e kıyısı olmayan bir Akdeniz ülkesi :) Akdeniz'e olmasa da Atlas Okyanusuna olan kıyısından dolayı özellikle kıyı kesiminde sürekli bir serin ruzgar hakim.. Biz haziranda gitmiş olmamıza rağmen trençkotlarla bile üşüdük diyebilirim..

İnsanları sıcak kanlı, canayakın ve rahat.. Ülke, AB desteği almış fakat diğer Avrupa Ülkelerine oranla gelişmemiş sayılır.. Binalar yine çoğunlukla Art Nouveau kokuyor.. Bu da şehri büyüleyici kılmaya yetiyor..

Ülke, şarap üretiminde ileir seviyede olduğu gibi dünya üzerindeki şarap mantarı üretiminin %50'den fazlası da Portekiz'de yapılmakta.. Hal böyle olunca, akşam yemeğinizi nefis bir kadeh şarap ve Portekizin ünlü, hüzünlü müziği fado eşliğinde yapmanızı tavsiye ediyorum! Bunun için kıyı şeridindeki kafelerden birini tercih edebilirsiniz.. Fiyatlar normal sayılır.. Amaaaa bu fiyat konusunda otoyolları çok pahalı!! Bikaç ayrı otoyolları var fakat en basitinden Lizbon-Porto arası yaklaşık 300 km ve ödenen ücret 25€ civarı!!! Gözünü sevdimin Türkiye'si dedim içimden ilk kez :p Ulaşım konusu açılmışken, şehir içlerinde ulaşım genelde raylı sistemlerle sağlanıyor, taksiye gerek kalmıyor.. Zaten her köşesi o kadar güzel ki yürümek varken taksiye de pek gerek duyulmuyor..

Yine mi çok konuştum? :)

Peki efenim o zaman sizi fotoğraflarla başbaşa bırakıyorum..

Lizbon :

Şehrin Kapısı ve Zafer Anıtı

Belem Kalesi

Belem Kalesi tepeden sizce de Alis Harikalar Diyarındaki şatoyu anımsatmıyor mu? :)

İstanbul ile aradaki benzerlik :))

Atlas okyanusu..

Tiyatro Binası..

Club De Fado..

Modern Lizbon :)


Porto :

Atlantik Okyanusu.. Bir rivayete göre okyanus dalgalarının yüksekliği 12 metreyi falan bulurmuş! :o

Sanki İstanbul'da ara sokaklardan biri :)

Cafelerde masanıza gelen başlangıç yiyeceklerine dikkat edin, bazen ummadığınız parçaların abartı fiyatları çıkabiliyor!

Şarap bolluğundan ne yapacaklarını şaşırmışlar :p Şaka bi yana bana çok orjinal geldi bu fikir..


Çok amaçlı köprüler.. Üstten araçlar geçiyo alttan yayalar :)

Şişe yetmez diyenler için :p


Ortaçağ'da kabarık elbisenizle gelip, tozlu raflardan bir kitap seçip koltuğunuzla kuruluyorsunuz!.. Ehh, tamam.. Biraz modernleşmiş hali olabilir :p


Bu yolları sevdim ben :)


Şarapları ile ünlü Gaia'dan bir kesit..


Guarda :

Ne Kasvetli, sıkıcı ama bir o kadar da güzel bi hava :)

Safranbolu evi değil mi bunlar :p

Se Katedral da Guarda..

Yöresel hünerlerini sergileyen hatunlar..

Üniversite..

İNTE 2011 Programı :)

Evveeeeet bir gezimizin daha sonuna geldik..

Bakalım sonraki durağımız neresi olacak :)

Takipte kalın..

Sevgiler..

:*

18 Nisan 2012 Çarşamba

Mim Arası

Tatlılar Tatlısı makyajsever justuntitled'cim beni mimlemişti geçenlerde ama vakitsizlikten post yazamadığım gibi bunu da cevaplayamadım :/

Şimdi azcık bi ara bulunca hemen cevaplayıp kaçayım dedim :)

Gelelim sorularaaaa :)

1. Yemek olsan ne yemeği olurdun?

Bol malzemeli renkli bir salata olurdum kesin..Ama kocaman bir kase! :)

2. Müzik aleti olsan hangisi olurdun?

Çello! Zor, görkemli ve etkileyici!

3. Araba olsan hangisi olurdun?

BMW 116.. rahat ama şık ;)

4. Aylardan hangisi olurdun?

Mayıs.. Ne insanları sıcağımla bunaltırım, ne rüzgarımla üşütürüm.. Herkes cıvıl cıvıl gezer :)

5. Ayakkabı olsan hangisi olurdun?

Siyah rugan kurtarıcı bir pump!

6. Kıyafet olsan hangisi olurdun?

Beyaz basic bir tişört! takılarla renklenir, hareketlenir, her ortama uyum sağlardım :)

7. Renk olsan hangisi olurdun?

Pembeeeeeeeeee! Her tonu olabilir :)

8. Hayvan olsan hangisi olmak isterdin?

Yaban atı.. Yeleleri upuzun ama!

9. Şu an okuduğun kitabın 137. sayfasında neler var?

Şu an okuduğum kitap evde ama iş yerinde önümde açık kitchenware var, olur mu :p


Aaaa bu kadarcık mıydı ayolll :p

Ben de bişi sandım :))

Ben bu mimi yapmayan herkese gönderiyorum çünkü uzun zamandır ortalıkta dolanıyo, kim yaptı kim yapmadı bilemiyorum :/

Sevgiler..

:*

12 Nisan 2012 Perşembe

Fala İnanma Falsız da Kalma!


Arkadaşlar bilemiyorum fala inananınız var mı ama ben dün akşam pis cadı! :) bi arkadaşımın vesilesi ile baktırdıgım falın çok etkisinde kaldım.. Hatta ruh gibi dolanıyorum akşamdan beri diyebilirim :)

Aranızda var mı böyle hayatı ile ilgili önemli konularda bişiler çıkan, inananan ve ona göre hareket eden falan ? :)

11 Nisan 2012 Çarşamba

Parmakları Süsleyelim!

Yüzükleri eskiden beri sever, ama iş kullanmaya gelince sadece ara sıra yüzük kutumu açıp bakmakla yetinirdim.. Son zamanlarda ikili yüzüklerin de çıkmasıyla sanki biraz daha arttı kullanımım :)

Ama yine de hala sevmediğim bazı durumlar var.. Mesela bir bileğimde saat bir bileğimde de bileklik varsa imkanı yok yüzük takamıyorum, sevemiyorum.. O el benim değilmiş de robotik bişi takılmış oraya gibi hissediyorum.

Ama sadece kolye ya da küpe taktıysam parmaklarıma da takıştırmayı seviyorum..

Bunlar da son zamanlarda edinmiş olduğum yüzüklerim..

Atlas Pasajı

A101

Avcılar

Bakırköy Sahil Yolu

Atlas Pasajı


Sevgiler..

:*

10 Nisan 2012 Salı

Bahar Geldi, Yaz Yaklaştı, Yeni Papilere Yer Açııııın! :)

Havaların ısınmasıyla birlikte insanın cıvıl cıvıl babetlere, insanın içini açan topuklulara yönelmesidoğru orantılı! En azından bu bende bu şekilde oluyor :)



Çizmelerin ağırlığından, botların sıkıcılığından kurtulduğumuza için için seviniyorum!



Bunlar da benim bir süre önce alıp kapalı mekanda 1-2 kez kullandığım, şimdi ise güneşle birlikte fink fink gezmeyi planladığım papilerim :)







Pembe hafif topuklu ayakkabılar günlük hayatta kurtarıcı oldular! Çünkü benim topuklu ayakkabılarım topukları pek insani değildir ne yazık ki günlük kullanıma, hele ki benim gibi fabrika içinde tüm gün koşturan birisine hiç uygun değiller.. O yüzden bu ayakkabıları ayrı bir sevdim, diğer renklerini de edinmeyi düşünüyorum..







Kot topuklulara daha önce internette görüp vurulmuş fakat kampanyayı kaçırmıştım. Daha sonra İzmit'te yerel bir mağazada karşıma çıkınca saldırdım resmen! İyi ki de saldırmışım, kot+tişört ikililerinin vazgeçilmez bütünleyicisi oldular.. Şimdi niyetimde dolgu topuk olanlarını edinmek var iş yeri için..







Bu güzel topuklu sandaletleri de sırf rengine ve tahta topuklarına vurularak aldım ama hiç kullanışlı değiller ne yazık ki :/ Bantlarının olduğu kısım kumaş ve sanırım yeterince sıkı değiller ki bastıkça genleşiyorlar.. Ayağı sıkı sıkı kavramadıkları için de yürürken sıkıntı yaratıyorlar.. Olsun, yine de severim ki ben bunları :)



Bu arada fotoğraf mağazada denerken, arkadaşlara gönderip anında fikir alma amaçlı çekilmiş olduğu için ayagımda çorap var, yoksa açık ayakkabıyı çorapla giymiyorum :D







Bunları -şaka gibi ama- Migros'un Outlet kısmından 9 TL'ye aldım :)) Cepleri aynı kahve sim detaylı bir pantolonum var, harika uyumlu oldular! O yüzden açıkçası kalitesine hiç bakmadım, tuttuğum gibi attım sepete! Şimdiye kadar 2 haftada 4 kez giydim ve bir sorun yaşamadım. Lovelyshoes'tan aldığım her ayakkabı istisnasız 2. de açılma yaptıkları için bu gayet iyi bişi bence :p



Bir de yine Migros'tan "3 TL'ye" yazın iş yerinde rahat rahat giymek için spor bir babet aldım ama onu fotolamayı unutmuşum :/



Ve son olarak,







Bu ayakkabıları, geçen yaz Sakarya'da bir yerel ayakkabıcıda görüp beğenip almamıştım.. Sonra kışın aynı yerde, tek ve tam da benim ayagımın numarası olarak yarı fiyatına gördüm.. Ama alışveriş orucundaydım ve kendimi tuttum, almadım.. O zaman için bu fikir bana mantıklı ve kendimi tebrik edilesi gelmişti ama şimdi içim kan ağlıyor! :( Çok rahattılar ve de taşlı!!! :( Bilen gören var mı? :)



Bunlar aslında bir kısmı fakat olur da annem abim falan okuyorsa kalp krizi geçirmesinler diye hepsini bir anda yayınlamıyorum :p Artık zamanla..



Siz de beğendiniz mi papilerimi? :)



Sevgiler..



:*

9 Nisan 2012 Pazartesi

Doğa'dan Bir Kesit : Eşme

Haftasonu güneşi görünce attık yine kendimizi dışarılara :) Bizler, yani ben ve etrafımdakiler, Sakarya merkezde oturan fakat güneş olsun olmasın haftada en az 3 kez Kırkpınar veya Sapanca'ya giden, su aşığı insanlarız.. Kırkpınar da çok güzel ama ne yalan söyleyeyim artık çok sıkılmıştım ki, sevgili, dün yine Kırkpınar istikametindeyken Eşme'ye gitmeyi önerdi.. Ben daha önce İzmit'e E5'ten giderken Eşme'den geçerdim ama göl kenarına hiç inmemiştim.. Meğer orda da çok güzel piknik alanları ve parklar varmış.. Biz de içinde pıtır pıtır koşturan küçük insanların bulunduğu ama bir o kadar da sakin, huzurlu bir alanı tercih ettik.. Karnımız tok olduğu için hafif rüzgar eşliğinde çaylarımızı yudumladık.. Bu tarafa hep karşıdan, Kırkpınar'dan baktığımız için garip geldi bu taraftan Kırkpınar'a bakmak :) Ama sevdim.. Çaylarımızı içip biraz da çekirdek çitledikten sonra, gözümüze kestirdiğimiz iskeleye yöneldik..
Şansımıza bikaç fotoğraf çekilmek isteyen çift hariç de kimse gelmedi biz otururken.. Döndük güneşe yüzümüzü uzuuuuuuun zaman sessiz sessiz sohbet ettik..
Tabi ben hemen oturup ayaklarımı suya sallandırmak istesem de suyun sıcaklığını kontrol ettiğimde vazgeçtim bu fikrimden :) Fotoğraflarda renkler hep karanlık, belirsiz.. Güneşe karşı telefonla çekilince ancak bu kadar düzeltebildim maalesef ama pazar relaxlığı içinde eşofmanlar içindeydik :) Güneşe doydum, huzur doldum, sevdim.. Piknik için de öneriyorum.. Sevgiler..

6 Nisan 2012 Cuma

Lancome La Base Pro Primer





Primerlar makyajımızın pürüzsüzlüğünü sağlayan, önemli günlerde uzun süreli kalıcılığa imkan sağlayan gerekli ürünler olsa da şahsen ben Mac Fix Plusla tanıştıktan sonra primerlara hiç ihtiyaç duymamıştım.. Taa ki Lancome La Base Pro ile tanışana kadar..



Bu primer başka.. Yapısı tam slikon.. Bütün yüze uygulandığında verdiği yumuşaklık ve pürüzsüzlük hissi öyle değişik ki, elimi tenimden alamıyorum desem yeridir.. Sanki parmak uçlarımdan ipek yumuşaklığı kayıyor sanıyorum :)

Ürünün kullanımı, şişenin pompalı olması nedeniyle çok pratik. Ben tüm yüzüm için 1 pompa, nadiren 1,5 pompa kullanıyorum ve dolgun yanaklarıma yetiyor :))



Okuduğum blog yorumlarında "nasıl yettiriyosunuz o kadar az ürünü?" gibi sorular yöneltilmiş kullanıcılara.. Ürün çok katı görünse de tenle temas edince sıvılaşıyor mu anlamadım ama ince bir tabaka halinde uygulamaya 1 pompa gerçekten yetiyor.





Gözeneklerin kapanmasında (gözeneğim yok fakat kuzenimde dneme amaçlı uyguladım) gözle görülür fark yaratıyor. Kalıcılığı ise sabah 8de yapılmış makyajla akşam 12'ye kadar dayanarak tescilledim! Ama ben makyajımın en üstüne Fix+ da uyguluyorum, bu da kalıcılığı artırıyordur sanırım daha da :)

Gelelim işin kötü yanına.. Yanılmıyorsam ürün Türkiye'de satılmıyor :( Sorulduğu zaman artık üretilmiyor dense de Lancome'un kendi sitesinde de yurtdışında raflarda da mevcut. Ben bunu freeshoptan almıştım.. Bikaç ürün daha aldığım için net fiyatını hatırlamıyorum ama sitede satış fiyatı 42$.. Strwberry'de ise 142 TL olarak görünüyor..

Fiyatı ve bence ağır bir ürün olması sebebiyle günlük kullanım için pek de uygun değil.. Ama performans ve kalite açısından kesinlikle tavsiye ediyorum!

5 Nisan 2012 Perşembe

HELP! Tac Sorunsalı!


Taclarımı kutu içinde çekmecede muhafaza ediyordum fakat sayıları arttıkça kullanışlı olmamaya başladı..

Çözüm önerisi olan???

Günün Ojesi : Flormar Magnetic Twist #126

Son zamanların favorisi Magnetic ojelerden Flormar da çıkarmış.. Ben daha önce Golden Rose Almış fakat sevmemiştim.. Pasteli de denemedim daha minik bi mıknatısla zaten yapamam diye..

Geçen akşam Fetih 1453 filminin arasında aklıma daha sonra tanıtacağım bir oje düştü.. Dur dedim ben şunu gidip alayım :) Ve evet, film arasında hemen koşa koşa alt kata Flormar kioskuna inerek istediğim ojeyi ve bikaç başka renk daha aldım :) Tam ödeme yapacakken bunları gördüm ve hiç renklere bakmadan "gri mi bu, hıı iyi bu da olsun" diyerek aldım çıktım :)

Flaşsız görünüm:


Flaşlı görünüm:


Bu ojenin mıknatısı daha farklı.. Tırnağın yüzeyini tamamen kaplayacak şekilde bir eğrilik var ve bozuk şekil çıkmamasına yardımcı oluyor.. Benim gibi beceriksizler için büyük kolaylık!



Tavsiye ediyorum!

Ben beğendim, ya siz?

Sevgiler..

:*