31 Mayıs 2010 Pazartesi

Ben Yaptımmm! : Küpe & Bileklik Takım

Ne kadar az DIY proje paylaştığımı farkettim.. Halbuki genelde boş durmam, üretirim bişiler sürekli :)


Bu cici şeylerin boncuklarını taaa ne zaman paylaşmıştım sizinle.. Yapmak şimdiye kısmetmiş :) Cuma günü nihayet aldım boncuklarımı önüme, ne yapabilirim diye düşünmeden giriştim ve bunlar çıktı ortaya.. Zaten bileklik ve küpe niyetiyle almıştım, diğer güzel fikirleri başka boncuklara sakladım ve bunlarla yine küpe ve bileklik yaptım..



Ben beğendim ve haftasonu yine bir kuzen düğününde kullandım bile :)


Sevgiler :)

28 Mayıs 2010 Cuma

Mac Fix + Makyaj Mucizesi

Aslında biiiir sürü başka anlatılacak konu varken bunu seçmiş olmam ilginç ama, canım anlatmak istemiyor :/

Ama anlatılmayacak gibi bi ürün mü bu da söyleyin bana a dostlar?!


Üzerinde sabitleme ve ferahlatma etkileri oldugu yazsa da aslında bu sprey çoooooook amaçlı bir sprey :

1) Makyajdan önce sıkılarak cildi nemlendirme amaçlı (uygulamıyorum, onca nemlendirici aldık, herkes yerini bilsin diiimi ama :) )

2) Farımızın rengini canlandırıp, dayanıklılığını sağlama amaçlı (ki ben en çok bu özelliğe bayılıyorum!) Farımızı, fırça ya da aplikatore aldıktan sonra 10 cm kadar uzaktan fırçaya fıslatarak gözümüze uyguluyoruz..

3) Farımızı fırçanın ucu ile almak sureti ile eyeliner olarak kullanma amaçlı (denemedim ama deneyenlerin yalancısıyım)

4) Göz makyajını bitirdikten sonra, yeterli uzaklıktan fıslatarak sabitleme amaçlı (ki ben bunu en son tüm yüzüme fısslatıyorum ayrı ayrı yapmıyorum)

5) Pudra fondöten vs tüm makyajımızı bitirdikten sonra tüm yüze fıslatarak sabitleme ve parlak bir görünüm elde etme amaçlı (bunu uyguluyorum gece makyajlarımda)

6) Gün içinde zaman zaman sıkarak ferahlık ve tazelik hissi yakalama amaçlı

7) ve bu adımı uygulamadım uygulamayı da düşünmüyorum, yapanı da görmedim duymadım sadece almadan önce ürün araştırması yaparken gezindiğim bloglarda okudum : saçlarda kullanılıyormuş.. Sanırım elektriklenmeyi alır,canlı görünmesini sağlar.. Tamamen kendi fikrimi söylüyorum, öyle olmayabilir de..

Netice itibarı ile çooooook faydalı bir ürün.. Eğer siz de benim gibi farlarınızın cansız durmasından, renklerinin belli olmamasından, ya da birkaç saate uçup gitmesinden şikayetçi iseniz bu ürünü kesinnnnlikle edininiz!!

Gelelim uygulamalı anlatıma..

Daha önce doğumgünü makyajımı şu yazımda paylaşmıştım..

İşte bu fotğraflar o gecenin sabahı ve ertesi gününden :





Doğumgünü makyajım akşam saat 10 gibi yapıldı.. Evden koştur koştur çıkıldı, apar topar mekana gidildi, bu arada stres sıkıntıdan bir ton ter akıtıldı.. Mekanda atlandı zıplandı, terlendi, ellendi (her daim lensli olduğum için, makyajlıyken sıkça parmak atarım gözlerime, bişi kaçmış gibi gelir).. Eve gelene kadar birkaç mekan değişti, sürekli hareket halinde olundu.. Sabaha karşı saat 4'te fotoğraf çekildi.. Sonra tekrar başka bir yere gidildi, vakit geçirildi ve sabah nihayet uyundu.. Uyanıldı, öğleden sonra 2 gibi 2. fotoğraf çekildi..

Kalıcılığa etkisi nasıl???

Yorum sizin :)

Sevgiler..

25 Mayıs 2010 Salı

Doğumgünü Makyajı

Şimdilik sadece makyaj fotoğraflarını koyuyorum ama devamı gelecek.. Sadece milyon tane fotografı düzenlemek biraz zaman alacak :)

Ben hep söylüyorum ki, blogda agır (bence) göz makyajlarımı paylaşsam da günlük hayatta son derece sade makyajlar yapıyorum.. Evet doğumgünü kızı olarak başkalık yapmalı, o makyajlardan birini uygulamalıydım belki ama hava sıcak, ben stresli, zaman kıt (anlatıcaaam:) ) olunca hiç içimden gelmedi ve normalin biraz üstü (bana göre) bir makyajla geçirdim geceyi..





Eyeliner sürsem daha güzel olacaktı evet biliyorum ama dedim ya koşturma diye, "lanet gözkapağımdan iner o boyalar gözaltlarıma biliyorum huylarını!" dedim ve sürmedim bilerek ve isteyerek..

Kullandığım malzemeler:

Göz: Stila Bronze Trio göz farı (fırçaya fix+ sıkarak uyguladım), Lancome Hypnose Drama Rimel, Flormar Ultra Black göz kalemi (görünmüyor ama içine sürdüm :) )
Cilt: LM oil free Renkli nemlendirici, Mac Studio fix Pudra
Yanak: Nars Sertao ama fırca ile daha önce Mac LoveJoy sürülmüştü :) karışım oldu yani
Dudak: She Girl in Love rengi (L24 oluyor no olarak) ve Clinique Butter Shine 406 no (maalesef üretimden kalktı bu seriii böhüüü :'( ) karışımı, üzerine de Flormar şeffaf sayılacak kadar bronz renkli bir gloss.. Numarasını okuyamıyorum..

ve üstüne de komple yine fix+ :))

Bu da Yaso'nun makyajı:



Bu kalemsiz hali ama, sonra dudak kenarlarına fuşya kalem çektim, fotolamamışım :) Çektim diyorum çünkü makyaja bu kadar uzak bir süslü daha görmedim ben! Ben olmasam ne olacaktı hali merak ediyorum :P

23 Mayıs 2010 Pazar

Closed !!


yazarımızın 40 gün 40 gece sürecek olan doğumgünü kutlamaları nedeniyle kapalıyız..

sevgiler..

:)

21 Mayıs 2010 Cuma

İpanema Gisele Bundchen


Geçen hafta almıştım bu ciciyi markafoni'den.. Dün nihayet elime ulaştı.. Amanııııııın görmeyin halimi! Pek bi sevdik birbirimizi, hemen ısınıverdik :) Ayaklarım üşüse, parmaklı çorap giyiyorum yine de çıkarmıyorum ayağımdan terliklerimi :))) O kadar bi bağlılık yani :)))

O kadar rahat, o kadar yumuşak ki, kesinlikle böyle bir rahatlık beklemiyordum.. Sanki bir jel üzerinde yürüyormuşsunuz gibi bir his uyanıyor içinizde :) Aşınan süngerler gibi değil yani, dolgu gibi, silikon gibi bir yapısı var..

Beğendim, hatta şimdi hepsiburada'yı pabbuc.com'u falan araştırıyorum başka renk ve modellerde de alabilmek için :))

Tavsiye ediyorum, ve bu kadar reklamdan sonra yetkililerin sesimi duyarak bana hediye birkaç çift yollamasını talep ediyorum hahahaha

Sevgiler..

20 Mayıs 2010 Perşembe

NARS Sertao Blush

Uzuuuuuun zamandır bu allık ve swatchları, yorumları, bütün bloglarda dolandı durdu ama bir kez de benden duyun istedim :p


Almadan önce tereddütlerim vardı.. Bronz göz makyajını çoook severim fakat allık olarak bu tonları edinmeyi bırakın, denememiştim bile.. Patlayan volkanlar, uçuşan küller, geciken uçaklar vs. derken nihayet bir gün elime geçti cicilerim ( öpüyorum bu cici kardeşleri bi kere daha)

Tabi ben hemen denemeye koyuldum :) Amannnnn! dedim.. Bu nedir böyle?!!! Ben bu zamana kadar yaşamamışım :p Abarttım canım o kadar da değil de çoook beğendim yani.. Bayaaa bayaaa beyaz olduğum için renkli nemlendiricinin üzerine sürdüm.. Bence arika bir görüntü yakaladım ve böylece "Çamur gibi olmuyor" söylentisini kanıtladım :p





Swatch fotoğrafları, geçen hafta, Uzun Abiş'in düğününden.. (kuzenler arasında iki aynı isimli olunca birine "Uzun" dendi 83577 metrelik boyu sebebiyle ve öyle kaldı :) ) Üşenmediğim bi vakit düğünü de anlatıcam, çok maceralı oldu çünkü hehehe



Yanak çevresini komple buğulandırdıgım için bembeyaz ciltte sarı allık gibi komik durmuş ama o kadar da casper beyazı değilim:))

Hani demiştim ya çok beğendim diye.. İşte o beğeni, allığı Cicikkuzenim'de deneyene kadar sürdü.. Kendisi bayaa esmer, Uzun'un düğününe giderken, ona zor bela (makyajla işi yoktur da:) ) bronz makyaj yaptım ve aldığım sonuçtan gözlerimi alamadım :



Flaştan dolayı çok parlamış, böyle sim topu gibi gezmiyordu tabi :) Ayrıntılı makyaj fotolarını da düğün postumda yayınlarım..

Hah, ne diyordum.. Sertao.. Kalıcılığı mükemmel.. Renk vermesi olağanüstü.. Klasik Nars allık kalitesi diyorum, başka söze gerek var mı?

Ama benim anlayamadığım bir durum oluştu.. Allık fırçamı sertçe sürtmediğim halde, toz toz oluyor bu Sertao'nun üst yüzeyi.. Aynı fırça ile orgasm'ı uyguladıgımda bu olay olmuyor.. Şimdi denedim, Dolce Vita'da da az miktarda tozlaşma oldu.. Nedenini bilen varsa açıklayabilir mi?

Sevgiler..

19 Mayıs 2010 Çarşamba

BonBonBoncuklaaarrr


Bakalım bu cici boncuklardan neler çıkacak ortaya :)

Ben çok beğendim ve aklımda basit ama şık fikirler var..

Sizin önerileriniz nelerdir?

18 Mayıs 2010 Salı

Orucumu Bozdum Leeyyyn!

Uzuun zamandır yazmıyorum kozmetik ürünler hakkında.. Hatta almıyordum da bayadır.. Hevessizim..

Şimdi, Ne aldım ne almadım bi paylaşayım istedim.. Zira, blogları olmasa da çevremdeki yakın arkadaşlarım meğer takip edip yorumlarıma bakıp öyle alıyorlarmış alacaklarını :) Hem şaşırdım hem sevindim :) Bekletmemek gerek değil mi hehehe

Uzunca bir yazı olacak belli ki :)


Bunlar tee anneler günü indiriminden kaptıklarım.. Tesadüfi oldu biraz.. Ben Maybelline concealer almaya girmiştim ki kasada öğrendim %50 indirim oldugunu ve "aaa o zaman biraz daha bakınayım" diyerek diğerlerini de aldım..

Kapatıcıdan memnun kalmadım.. Bence çok sıvı ve sürüldüğü andan bikaç dakika sonra hemen toplanmaya başlıyor göz çevresinde.. Kaldı ki benim göz çevrem yağlı falan da değildir yani.. Final haftam ya, bakkala çakkala, kısa yola çıkarken sürüyorum ki insanlar hem kansız hem uykusuz gözlerimden korkmasın diye..

Velhasıl : Sınıfta kaldı..

Ojeye fırsat gelmedi, ki daha önce de bahsetmiştim diğer renklerdeki ojelerimden.. Bunlar bi kısmı, en sevdiklerim demiştim.. Bunu da bi sürsem sevicem kesin :) Hatta durun ben bu gece oje tazeleyecektim, bundan süreyim hehehe

Dudak kalemine "ba-yıl"dımmm" rengi tam dudağımla aynı renk, çok doğal ve kalıcı.. Flormar 201 numara.. Waterproof diyor üzerinde.. Bende bunun fuşyası da var bahsetmiştim.. Tavsiye ediyorum..


Ruju çoooook beğendim.. Zaten maybelline rujlarını taaa eskilerde, "makyaj nedir?"i öğrendiğim (uyguladığım değil, öğrendiğim :p) zamanlardan beri severim :) Işıltılı, yumuşak yapıları bence son derece güzel.. Bu ruj pembe güya ama sadece parıltı veriyor.. Islak gibi gösteren, son derece nude bir ton.. Swatch çekmemişim ama tarifime göre ruj arayan arkadaşlarım, deneyin bakın derim..

-o-

Bunlar Avon alışverişim.. Aboneliğim kapanacakmış da, almak için alınan cicişler..

Krem, dedim, her zaman lazım olan bişi.. Yazın da güneşte kavrulan cilde krem sürüp duruyoruz zırt pırt suya girip çıktıkça yeniliyoruz, alayım, kullanılır :) Avon'un bu el kremini ben de seviyorum annecik de seviyor.. Fazlaymış da..İyi oldu..

Vücut losyonunda ışıltılı yazıyor ama ışıltı dediği bildiğiniz sim taneleri :D Allah'tan kocaman kocaman değiller, ama yine de dikkatli bakınca oldukça çoklar.. Nemlendirmesi normal.. Fiyatını çok uygun bulursanız alınır.. Yoksa boşverin :)

Dudak balmları.. Etkisini bilemiyorum ama ben birisini denedim, ıslakmış gibi hissettirse de, herhangi bir ferahlık veya parlaklık vermiyor.. Sadece nemlendiriyor sanırım.. Arkadaşım ve kuzenime verdim ben..

Parfüm, Aromadisiac.. Süper! Koku tarzı, Benim koku tipim olan, oryantal.. Açıkçası ben yazın (akşam gezmelri hariç) parfümlerime acıyorum :/ Günde 837685767 suya (deniz,havuz,duş) giren birisi olarak saat başı parfümle yıkanmak (insan gibi sürünmüyorum da ehe ehe) durumunda kalıyorum.. Acıyorum.. Doldurma parfümlerle barışamadım, o yüzden daha önce numunesini kokladığım Aromadisiac'ı aldım.. Gerçekten çok başarılı bir koku.. Tenimdeki kalıcılığı tabiiki Ange'm gibi iyi değil ama saçlarıma da sıktığım için ertesi gün de duyabiliyorum kokusunu.. Tavsiye ederim..


-o-


Bunlar da sevgili Pelinin Londra'dan getirdiği siparişlerim.. İçine bir de denemem için Bobbi Brown fondöten koymuş canım teşekkür ediyorum..

Bunların ayrıntılı yorumlarını ayrı ayrı postlarda yazmayı düşünüyorum.. O yüzden şimdilik bu kadar..

Evet evet ohhh diyebilirsiniz hehehe :)

11 Mayıs 2010 Salı

Basit Avize Süsleme

Odamda uzun zamandır çıplak ampul vardı.. Normalde uyuma ve düzene dikkat ederim ama kafamı kaldırmıyorum ki yukarı hiç, dikkatimden kaçıyordu sürekli :)

Babam sağolsun, geçenlerde Tekzen'de gezerken "ben rahatsız oluyorum artık kızım al şurdan bi tane avize odana" dedi de öyle yöneldim o tarafa.. Gittim, şöööyle bi göz gezdirdim ve içlerinde en sade en renksiz olanı seçtim geldim tekrar yanlarına.. Garipsediler tabi niye cici bici seçmedim diye, hatta "bu nedir?" diye sorularını da eklediler garipseyen bakışlarına :)

"Bu" dedikleri :



Bu idi..

Sonra.. Okuldan dönüşte tuhafiyeden aldığım hazır kurdeladan yapılmış çiçekleri ve silikon tabancamı hazırlayarak, aldım "bu"nu elime..

Serpme yapıştırdım çiçekleri üzerine silikonla..

Bakın bakalım nasıl olmuş? :)






Odamda, mobilyalarım krem&açık kahve ; aksesuarlarım pembe ve tonları.. O yüzden çiçeklerimi açık pembeli kremli ve bu ara takık durumda olduğum koyu pembe seçtim :)

Çiçekler minik olduğu için ışığımı da engellemedi (ben takıntılıyım da, gündüz gibi olmalı odam :) )

Bu da sanırım blogdaki ilk DIY paylaşımım oldu :)

Haydi hayırlısı hehehe

Sweet Blog Ödülüm :)

Sevgili Siyah Prensescim beni bu tatlı ödüle layık görmüşşş :) ayh çok sevindim :)) çooookkk Teşekkür ederim canım çok mutlu oldum :))



Ben de bu güzel ödülü 10 kişiye yollamalıymışım -ki kaaaç 10 kişiye yollamalıyım aslında- ve sonra onları da haberdar etmeliymişim :)

yolluyoruuuuuum :)

http://babyh23.blogspot.com/
http://mymakeupstory.blogspot.com/
http://cecilianinmasali.blogspot.com/
http://bahadirkubra.blogspot.com/

http://ballicimcime.blogspot.com/
http://principessa-irem.blogspot.com/
http://jojikmoda.blogspot.com/
http://mugemmell.blogspot.com/
http://modamakyajguzellikdunyasi.blogspot.com/
http://princesss06.blogspot.com/

10 Mayıs 2010 Pazartesi

Yaza Hazırlık : Part 1

Ben bu sene yaza ;


Haangar'dan aldığım 3,90 TL'lik terliklerim,


Flo'nın sanal mağazasından kargo dahil sadece 16 TL'ye almış olduğum Lastik pabuçlarım :)

ve



LC Waikiki çocuk reyonundan (16 yaş) tanesi 8 TL'ye, çoook beğenerek hatta bayılarak aldığım eteklerim (burda sönük göründüklerine bakmayın, üstte hatta benim koca popomda bile harika duruyo:)) ) ile hazırlanmaya başladım.. (itiraf ediyorum aslında tam bir alışveriş çılgınlığı yaşamaktayım, hergün eve elimde poşetle dönmemin yanı sıra 1-2 de kargo geliyor :S )

Ya siz neler kaptınız ucuzluklardan? :)

Palette Davette!


Bikaç yüz gün oluyor, Palette'den mail geldi.. Açtım baktım, Palette Davette ekibi size de gelsin bıkbıkbık.. diye devam eden bir yazı.. Allah Allah ben mi başvurdum ki diyerek aradım verilen numarayı.. Hala bilmiyorum ben mi başvurdum ama bu da bi aktivitedir diyerek buyrun gelin dedim ama Yasminlerin adresi verdim :))

Neyse, gün geldi.. İki şeker bayan çaldı Yaso'ların kapısını.. Çalmış daha doğrusu, ben gecikmeli olarak katıldım toplaşkaya..

Ürünlerini tanıttılar, saç tipleri hakkında bilgiler verdiler, hangimize ne renk yakışır uzun uzun anlattılar, önerilerde bulundular..

En son ve en genç ev ahalisi biz olduğumuzdan mıdır nedir hatunlar pek sevinçli ve mutlu idiler :) çay-kurabiye eşliğinde uzun tartışmalar sonucu, eğer ben bir gün saçlarımı boyatırsam küllü kumral veya bal köpüğü boyatmama karar verdik : )))

Neşeli dakikaların ardından bikaç fotoğraf çekilip gönderdik misafirlerimizi.. Ve hemen hediye poşetlerimizi döktük ortaya :)



Benim çantamda Bir de bunlara ek olarak Diadermine gündüz kremi vardı.. Ama başvurular hep orta yaşlı kesimden geldiği için, 30 yaş üzeri idi krem ve ben de anneme verdim :)

Hediye ürünlerimi henüz kullanmadım fakat Gliss Asian Düzleştirici setini çok merak ediyorum hakikaten etkili mi diye..

Bilen kullanan var mı??

7 Mayıs 2010 Cuma

Yeniler.. Ciciler..

Dışarda missss gibi bir hava varken,benim evde ders çalışmaya çalışmam ve başaramayıp blogumla ilgilenmem suç mu söyleyiverin bana bi?

Aslında bu postu ayrı ayrı yazmayı planlıyordum ama, son günlerdeki yoğun faaliyet temposu (!) içerisinde bu pek mümkün olmadı.. Ben de hepsini tek postta toparlamayı düşünüyorum.. Bakalım bi iş çıkmadan, pc'den kalkmadan tek seferde bitirebilecek miyim yazıyı :D

Geçenlerde sevgili My Makeup Story'nin güzel blogunda yeni aldığı kumaşlarını görüp hemen atlamıştım.. Ama sonra düşün, taşın, karar ver aşamasında iken, bi akşam odama bi girdim odamda koca bi poşet.. Neki bu falan derken içine bi baktım, bu ciciler çıkmasın mı?!!


Çıksın çıksıııın :) Bu 3 cici kumaşa da tek kelime ile bayıldımmmm!


En sağdaki şifon.. Astar falan da almış anacım, çoooook güzel elbise planlarım var :)) Zaten aynı akşam gelen misafir teyzeleri kattım önüme, açtım modelleri detaylı anlatarak olur aldım :)))

Ama bu arada ben de boş durmadım ve aynı gün, gittiğim pazardan ben de çok karlı alışverişler yaptım :)




Takım yüzük ve küpe 1'er TL'den 2 TL, diğer taş küpelerin ise çifti 50 Krş!! Şaka gibi dimi?! :) Bu tarz küpeleri seviyorum, kıyafeti abartınca uyumlu bir renk takınca çok şık duruyo bence.. Ya da günlük kullanımda..

Bi de etek aldım, sonra eve gelince onu straplez elbise formuna da soktum ama fotolamayı unutmuşum :( Dallı güllü, siyah üstüne sarılı morlu penye kumaş.. Bi yerinde de taşlardan yapılma çiçek var :) Nası anlattım ama hehehe

Bi de bilekliğim var yine son zamanlarda almış oldugum..




Bu kokoş bilekliği Jojee arkadaşımızın, satış blogundan gördüğüm gibi kaptım :) İlk etapta hayal ettiğim elektriği alamadık birbirimizden ama koluma takıp da birlikte vakit geçirince sevdim kendisini.. Bu yaz şıngır şıngır birlikte çok vakit geçireceğe benzeriz hehehe :))

Eveeet, şimdilik bunlar var.. Ve benim acaaayip uykum var.. Aslında bi mail atmak için girdim şimdi, ama hızımı alamayıp bi de post yazayım dedim : )) Şimdi uykuya devam edeyim diyorum bir müddet :)) Sonra da kalkıp ders çalışmaya devam edeyim! Böhüüüüü :'(

Sevgiler..

Kültürel Faaliyetler 2 : Bahar Şenlikleri

Kampüse çıkma nedeni : Bahar şenliği etkinlikleri..

Atiye hanım kızımız gelecekmiş dediler.. Görelim bakalım dedik iki kalça sallamasından başka hüneri var mıymış.. Abartmıyorum, 3. şarkıda terkettik konser alanını.. Ufacık tefecik ama içi dolu turşucuk falan değil, gayet boş.. İki gerdan kırıp yelek çıkarmakla olmuyo işte şarkıcılık.. peeehh.. neyse..



Konser alanından ayrıldıktan sonra bir süre Yöresel etkinlikleri izledik.. Sonra da Geldik, oto(bilenleri için saü kütüphanenin önündeki)parktaydı arabalar.. Açtık müziğimizi kendi kendimize eglendik kendi çapımızda :)) Atiye'den iyi oldu valla :)


Bu da zorla, ağlamayla, zırlamayla, önünde durup "bunu istiyoruuuuuum!" diye zıplamayla Zoraki Kankama (!) aldırdığım cici tacım.. Biliyorsunuz bu sene fiyonklar oldukça moda :) Eksik kalmayayım dedim ve açıkçası renk tonuna bittim :)

Güle güle kullanıcam evet hehehe :)

İşte bööööyle bi akşamdı.. Boncuk da İzmir'e gitti.. Umarım "havacı" olur gelir :)

Not: zoraki kankam dediğim şahsiyet : "kanka" diyorum, "kankaaaaaaaa" diyorum, bagırıyorum, adam hiiiiç oralı olmuyor :) sürekli, "benim kankam olmak öyle kolay değildir" diyor :)) inadına daha çok "kankaaa" diyorum :)) Ama Allah razı olsun zor zamanlarımda beni unutan "kanka"larıma karşılık, Allah'ın karşıma çıkardığı dünya iyisi insanlar Boncuk da Zoraki Kankam da.. Allah onların da karşısına hep iyi niyetli insanlar çıkarsın.. Amin..

Sevgiler..

6 Mayıs 2010 Perşembe

"eskiler alırım eskiciiiiiiee"


-eskiciii?!
+buyur hanım abla

düşünülür... evde ne çok atılacak şey var kullanılmayan... balkonda duran dolap mesela... ama nasıl indirilir ki o şimdi aşağı?!... kazulet!! hani girerdik içine nefesimizi tutardık saklandıgımız yer belli olmasın diye... öyle büyüktü gözleri... içindeki çiviler üzerimizdekileri yırtardı zaman zaman gerci, ama olsun... sonradan daha çok sevecegim beyaz kazak mesela... iplerini çekmişti hep bi çivi... hani esraya ispanyol paça pantolon alındıgı zaman bana bulunamamıştı ya... kırılmiim diye annem de bana kazak almıştı... o işte... o zaman söyleyememiştim ama ben kazak istemiyodum ki... ispanyol paça kot pantolon istiyodum... patenlerle daha rahat oluyodu çünkü genişti ya paçaları... sahi patenlerimiz vardı... onları da vermeliyim belki eskiciye... atlı dedenin at arabasına tutunur güç harcamadan kayardık... kızardı ama olsun zevkliydi... hem kıyamazdı ki bize... bi de sis arabası vardı (sivrisinek ilacı sıkan araba değil)(sis arabası o!)... birbirimize çarpa çarpa koştururduk garip ama hoş kokulu dumanların arasında... hani bi keresinde düşmüştüm, dizim acımıştı... ama çok da acımamıştı, kalkmıştım... sonradan kaan'ın kardeşi söylemişti dizimin kanadığını... fb-gs maçı vardı o gün... dizimdeki taşı çıkarmaya çalışan hemşire ablanın "aa ama kocaman kız olmuşsun sen ağlamak yakışıyo mu hiç diimi amaa" demelerine aldırmazken, o an atılan galatasaray'ın golü şans eseri engellemişti hastaneyi ağlamaktan yıkmamı... o günden kalan dizimdeki büyük çirkin yara izi de çocukluğumdan bana hatıra işte..keşke her hatıra böyle masum olsa... ha eskici diyoduk...

-sağolasın eskici amca... unuttuğum, bi yerlere sıkışık kalmış geçmişimin, hatıralarımın, tebessümlerimin yerini hatırlattığın için... sağolasın...


Not: Bu yazı bana ait olan fakat geçmiş tarihli bir yazıdır.. İzinsiz kullanılmaması rica olunur :)

Sevgiler..

5 Mayıs 2010 Çarşamba

Parası Neyse Veririm Benzinle Devam Ederim!

Daha önce söyledim mi bilmem, aslen babamın olan fakat cebren ve hile ile gasp ettiğim sevgili aracımız benzinli.. Öğrenci bütçeme en çok benzin paraları dokunuyor :/ Bir süredir "yahu tüp mü taktırsak ne ki?" diye geziniyordum ortalıkta..


Taaaa ki demin, etrafımda önce garip bir koku duyana ve akabinde dumanları görene kadar... Yolumun üstündeki fırının önünde bir araba cayır cayır yanıyordu.. etrafta ambulans ve itfaiye sirenleri de birbirine karışmıştı.. Çok kötü oldum :( Yazık günah, bir birikim sahibinin gözleri önünde yok oluyordu.. Ki ondan da emin değilim, sahibi umarım patlama esnasında aracın içinde değildir..

Aman diyim, siz siz olun Lpg'li araclarda dikkat edin, tetikte olun.. Ama en önemlisi Allah hepimizi korusun.. Amin..

Sevgiler..

4 Mayıs 2010 Salı

Boyakupu'nden Nefisss Boyalar :)


Sevgili Boyaküpü 200. izleyici şerefine hediye vermek istemiş.. Şunlara bakın hele, Kim istemez kiiiiii?

Benim olsun benim olsun benim olsunnnn!

Ama siz de buyrun lütfen :)

Kültürel Faaliyetler 1 : Notre Dame'ın Kamburu

Yaklaşan yaz ile birlikte hareketli hayata adaptasyon çalışmalarına başladık :)

Bugün AKM'de Notre Dame Müzikali varmış..


Gözde Aney çağırdı, iyi dedim, gidelim.. Bütün kızlar toplaştık ve aneyin kapattığı (!) balkondan perdenin açılmasını bekleyekoyulduk.. Gözde'den daha önce bahsettim mi bilmiyorum ama anaç bir ruh taşıdığı için anne deriz ona :) Ben tabi aney :) Neyse.. Perde açıldı.. Amannn Taaanrıııımmm! O ne ihtişaaaammm! O ne şaaaşaaaaa!! Gözlerimizi alamadık perde kapanana kadar.. demeyi ne çok isterdim bilseniz..


Yine de insanları medeni cesaretlerinden dolayı tebrik etmek isteyerek daha fazla yorum yapmıyorum :p Emeğe saygı diyerek alkışlıyorum! Değişik bi aktivite oldu işte.. Devamı gelsin :)

Gri bir bluz ve gümüş takılar seçtiğim için makyajımı grili lacivertli yaptım ama fotoğraflarda far kısmı pek de belli olmamış sanırım..





Kullandığım malzemeler :
- max factor sparkling sirius ikili far (gri lacivert)
- emily 111 no gri kalem
- flormar 45 no terracota allık
- oriflame disco fever lilac lounge ruj
- maybelline lash expansion rimel

Müzikal biter bitmez kendimizi dışarı zor attık ve kendimize gelme adına doooooğru sega'ya gittik.. Sega diyorum sürekli ama aslında kafenin adı Mono.. Ama sakarya'yı segafredo ile tanıştıran ilk yer olduğu için Sega diye kaldı adı kendi aramızda.. Kahve içecektik güya ama oturup da mönüyü elimize alınca unuttuk kahveyi nefis salata ve makarnalara gömüldük :) Yok yok laf değil, Mer. bi ara cidden gömüldü makarnaya, savaş verdi çatalda kalması için spagettinin :D Ben de ton balıklarını yakaladım, ayıkladım pişirdim falan zor iş oldu anlayacağınız.. Ama tüm bu zorluklara rağmen kaselerin dibini de gördük birbirimizin tabağına saldırma usulü ile :)

Yine güzel bir gündü..

Bahar şenlikleri başlıyormuş.. Artık gelirim her akşam bi konser değerlendirmesi ile :p

Şen kalın..

Sevgiler..

3 Mayıs 2010 Pazartesi

Mutlu Pazar..

Bugun (yani postu bitirdigim saat itibarı ile dün) tam bir cici ev kızı idim :)

Sabah kalktım, odamı ve etrafı toparladım.. Oturdum, annecikin yaptığı, dünden kalma poğacaları kemirerek Türk Filmi izledim.. Pazar günleri tv izlemeyi seviyorum :))

Tam filmin orta yerinde zil çaldı, zaten beklediğimiz misafirlerimiz geldi.. -duydunuz mu bilmiyorum ama- bugün bu evde ayran kuymağı yenecekti.. Bizde kuymak denir ama mıhlama-muhlama-lapa vs diye de söyleyenler var.. Aslında bu söylenenlerin hepsi ayrı şeyler, arada çok ufak farklar var.. Mesela birisinde tereyağı çiğ koyulurken, diğerinde kavrulup dökülüyormuş falan.. Bu farkları eskilerimiz biliyor, yeni nesil hangisi kolayına geliyorsa o ismi hepsine söylüyor o ayrı :)

Neyse.. Çok yağlı bir yiyecek olduğu için annem bikaç yılda bir yapar bu kuymak çeşidini.. Teyzelere söz vermişti de önceki gün, o yüzden yaptı da bugun nasiplendik biz de :))



Kuymak bahane, sohbet şahaneydi gerçi :) Eskilerden anlatıp gülümseten büyük yengemiz, şen kahkahaları hiç eksilmeyen ablamız ve poğaca yanaklarını ısırmaktan bıkmadıgım Cancan'cığımla güle söyleye yedik mamaları :))

Bu arada fotodaki şeyin görüntüsü garip, karmaşık.. Ben foto çekmeyi unuttuğum için, netten buldum bu fotoyu :/




Yemekten sonra bir ağırlık çöktü ki sormayın gitsin.. Alışık değiliz biz gündüz yemelere, bi sabah kahvaltısı olur, bi de akşam 5 gibi akşam yemeği.. Misafirler içerde, azıcık uzanayım kalkarım demiştim ki bi daha akşam babam çağırdı da uyandım : ))

Halalarımla birlikte, ailecek, yeni "ev"li sayılacak kuzenime davetliydik.. Dünyanın en şeker yengelerinden birisi kuzenimin eşi.. Hatta Betty Boop yengoşumdan sonra bu kadar ısındığım tek gelin yenge diyebilirim :)) (tabi ben abla demeyi tercih ediyorum taze gelin ablalara :) )

Yemekteyiz uyuzu edalarında dolanarak bütün gece uyuz etsem de onu gık çıkarmadı.. Yok ya, çıkardı aslında :D Okur belki diye kasmaya gerek yok :p Bildiğin kovdu artık, "aaaa misafirliğe geliyolar sonra çocuklarına sahip çıkmıyolar ne biçim iş bu kardeşim" dedi sürekli :D Halam da kolumdan tuttuğu gibi salona götürdü beni :D Çok konuşuyomuşum :p Hattaaaa Başka bi kuzen abim, ablacık'a laf yetiştirmekten yorulup bizi mutfakta başbaşa bırakmaya karar verip balkona çıkarken beni göstererek : "Seni makus talihinle başbaşa bırakıyorum" bile dedi.. Allah'ııııım ne kadaaaaaan mikemmmeeell kuzenlere sahibim ben böyleeeee :)) Bilmiyolar ki ben onun iyiliğini düşünüyoruuuum, yeni evli sayılır dahaaa, yol yordam öğrensin diyoruuuummm ahahaha Yok yok kimseye iyilik yaramıyor azizim..

Şaka bi yana, masa da mamalar da nefisti valla.. Hiç mana bulmadan (çorbadan pütür vardı evet :p ) yedik hepsini yine şenşakrak.. Masamızı fotolamayı unuttum ama :/


Sonrasındaysa 1 sn ara vermeden yemeye devam ettik.. Abartmıyorum.. Ablacık 1 dakika oturmadı yerine o kadar insana sürekli mamalar taşımaktan.. Hayır evdeki tek genç kız olaraktan yardım edeyim diyorum, onu da kabul etmiyor.. Aaamaaaaaann dedim ne halin varsa gör, gömüldüm ben mamalaraaaa :)))

En son da nefis, Türk kahvesi, ve kahve kısık ateşte pişerken yapılan mini dedikodu seansı ile noktaladık geceyi..

Yeni ev ve evlileri çok beğendim, takdir ettim, onayladım.. Çook beğendiğim bir ayrıntıyı da paylaşmak istiyorum hatta..



Bu, görüldüğü üzere lavabo.. Çiçek şekli ve Kırmızı ışık olayı beni benden aldı.. Dekorasyon önerisi olur diye de hemen anı kaydettim tabi :)

Sanıyorum ki, duş kabininin dış çerçevesi de aynı şekilde ışıklı şerit halinde idi..

Beğendim, "kesin ablacıkın seçimidir, zevkli kız vesselam" dedim.. Bi kere daha takdir ettim.. hehehe Evet yağ yapıyorum bana bulaşık yıkatmasın diye :p



Son olarak, tepeden çekilmiş bir Sakarya merkezi fotosu ile bitirmek istiyorum.. Sanırsam ki tarihimdeki en uzun postum ünvanını bu alacak :) Gün'den aldığım keyfi anlatabildim mi bu şekilde :)



İşte Adapazarı'nın merkezi karşıdaki tepelere kadar uzanan kocamaaaaannn bir ova üzerinde kurulu.. Hatta her yer dümdüz olduğu için yer-yön bulmak çok daha zordur derler.. Bence kolay.. Onların yalancısıyım :)

Sonuna kadar sabırla okuyanlara -ki eğer varsa :D - çoooooooook teşekkür ediyor, bir ömür boyu sevdikleriyle mutlu pazarlar diliyor, ses verip öyle gitmelerini diliyorum :)))

Sevgiler..

1 Mayıs 2010 Cumartesi

Kız Babası Olmak...

Blog geziyordum ki çılgın kübik'in blogunda bu şarkıya rastladım.. Normalde dinlemem böyle hüzünlü şarkılar, içim kararır.. Ama merak işte :) Tıkladım, hatta şu an hala dinliyorum ama pek bi duygulandım yahu! Gözlerim doldu yazıyordum ki pıt diye damla bile düştü :)

Hadi vazgeç kızım, benim gözümde hiç büyüyemedin..
Evlendiğin adam seni benim gibi korur mu?
Sen böyle mutluyken içimdeki hüzün sorun mu?
Başın sıkışırsa bana söz ver lütfen olur mu?
Sen çağır baban hazır...


Burası işte.. Nakaratı vurdu beni.. Ayyy.. Ne zor şey kız babası olmak, dimi? :/

Gözüyaşlı Sevgiler :p